aynayap

At Yarışı


    KAYA EKÜRİSİ röportajı 1-

    Paylaş

    yavuzhan

    Mesaj Sayısı : 7
    Kayıt tarihi : 20/04/09

    KAYA EKÜRİSİ röportajı 1-

    Mesaj  yavuzhan Bir Cuma Nis. 24, 2009 12:30 pm

    "Kafkaslı'nın kazandığı parayı diğer atlar yiyor"

    Dünya Arap Atı Organizasyonu (WAHO) tarafından Türkiye'de 2006'nın en iyi Arap atı seçilen ve toplam geliri 2 milyon 903 bin YTL'ye ulaşan Kafkaslı'nın sahibi Remazan Kaya: "Bu işten kolay para kazanılamıyor. Bize pek bir şey kalmıyor. Kafkaslı olmasa cepten yiyeceğiz"



    Geçen hafta bir şampiyonla tanıştım. Adı Kafkaslı. 2004'te satışa çıkan ve Karacabey Tarım İşletmesi Müdürlüğü tarafından yetiştirilen taylar arasında "ayağı sakat" diye en ucuz fiyata Remazan Kaya'ya gitti. Kaya onu 51 milyar liraya (51 bin YTL) aldı. İki yılda fiyatının 57 katı kazandırdı. 2006'da sahibine kazandırdığı para 2 milyon 31 bin YTL oldu ve toplam geliri 2 milyon 903 bin YTL'ye ulaştı.
    Bu rakamın böyle bol sıfırlı olduğuna bakmayın. Remazan Kaya para içinde yüzmüyor; Kafkaslı'nın kazandırdığı para diğer atların bakımına gidiyor. Biz onunla ahırların üzerindeki odada konuşurken aşağıdan bir ses geldi. Meğer kısa süre önce 70 bin YTL'ye aldığı Hedef adlı tayın ayağı betona çarpınca at ters yatmış. O anda biz orada olmasaydık at ertesi günü bulamayıp ölecekmiş. Yani bu iş bahis oynayanlar kadar at sahipleri için de şans işte. Kazanmanın yanında, bir anda elde olmayan sebeplerden dolayı 70 bin YTL uçabiliyor.
    Kafkaslı'nın en az kendisi kadar başarılı bir de jokeyi var: Remazan Kaya'nın kardeşi Selim Kaya. Onunla konuşmak pek kolay değil. İki günümü Veliefendi Hipodromu'nda geçirip yarış aralarında yakasına yapışmak zorunda kaldım. "Kafkaslı'yla birbirimizi tamamlıyoruz. Bu da beraberinde başarıyı getiriyor" diyen Kaya iki gün Kafkaslı'yı görmeye gelmezse müthiş bir "sitemle" karşılaşıyor, birkaç gün yanağında diş izleriyle dolaşmak durumunda kalıyor. Kaya "Onu bir kez bile kırbaçlamadım. O zaten koşması gerektiği zamanı biliyor" diyor.

    Atçılık baba mesleğiniz mi?
    Dedelerimin zamanından beri Şanlıurfa'da atçılıkla uğraşıyoruz. Dedemin atları vardı, köylerarası at yarışları olur, başka bir köye gelin giderken insanlar atlarla geline eşlik edermiş. Durumu iyi olan herkesin Şanlıurfa'da atı vardır. Atın uğur getirdiğine inanılır. Baba olarak hitap ettiğimiz aygırlar Şanlıurfa'dan alınmadır. Saddam Hüseyin'in Vadi adlı atının sülalesi de Urfa'dan çıkma.

    Kafkaslı'nın getirisinin 2 milyon 903 bin YTL olduğunu düşünürsek bu işten dedenizden kat kat fazla para kazanıyor olmalısınız.
    Bizim yükümüz biraz ağır. Kafkaslı'nın kazandığı parayı diğer 300 atımız yiyor. 220 bin YTL'ye alıp kendi parasını çıkartmadan bedava verdiğimiz atlar oluyor. Buraya gelip koşamıyorlar. Bu işten kolay para kazanılamıyor. Çile çekmeden başarıya ulaşamıyorsunuz. Bize pek bir şey kalmıyor. Kafkaslı olmasa cepten yiyeceğiz.

    Siz ailece atçılık yapıyorsunuz, değil mi?
    18 kardeşiz. Sekiz kız, 10 erkek.

    Tek anneden değil herhalde.
    Üç hanımdan. Bizim oralarda erkeklerin en az iki karısı oluyor. İstanbul'da yaşadığım için benim şu an tek karım var tabii. Tersi buralarda ayıp gibi geliyor. Beş kardeşim jokey: Selim, Ömer, Hasan, Mehmet ve Beşir. Kaya adlı kardeşim nalbant. Abdullah, Halil, Mustafa seyislik yapıyor, çiftlikle ilgileniyor. Şirket gibiyiz yani.

    Siz de şirketin yöneticisisiniz.
    Evet. Kız kardeşlerimin eşleri de yanımda çalışıyor. Yanımızda genellikle yabancı çalışmıyor, hep akrabalar.

    "İlk koşusunda birinci oldu"
    Kardeşiniz Selim Kaya bugün en iyi jokeylerden biri. Kafkaslı'yla koşu kaybettikten sonra ona kızdığınız oluyor mu? Jokey kardeşiniz bile olsa, yarışı sizin atınız kaybetmiş oluyor.
    Kızsam daha kötü olur. Onu teselli etmeye çalışıyorum. Elinde olmayan şeyler olabiliyor. Mesela Cumhuriyet Kupası'nı kaybettik çünkü o gün yağmur yağdı. Şimdiye dek hiçbir atım Cumhuriyet Kupası'nı kazanmadı. Bir keresinde Selim başka birinin atıyla benim atımı geçti, burun farkıyla.

    Böyle bir durumda Selim Kaya'yı mı tutuyorsunuz, kendi atınızı mı?
    Kendi atımı. Ama Selim'in atına bindiği kişiler de dostlarımız. Adam "Ben Selim'i bindirmek istiyorum" dediğinde "Bindiremezsin" diyemem. Hoş olmaz.

    Kafkaslı 2004'te satışa çıkarıldığında kimse yüzüne bakmamış. Onu en ucuz fiyata siz almışsınız. Onda ne gördünüz?
    Satışlarda atın bir problemi varsa bu açıklanıyor. Para veriyorsan sakat atı niye alasın? Kafkaslı'nın ayak filmleri çekilmiş ve filmlerde kırığa rastlanmış. Bu satışta 160 milyara bir at aldım.
    Kafkaslı daha pahalıya gider diye önce onun ihalesine girmek istemedim. Ayağında problem olduğu duyurulunca kimse ona fiyat vermedi. Ben 51 milyar verdim. 300 atımızın en az 100'ü analık. Onlardan yavru üretiyoruz. 100 ana olduğu zaman 10-20 tane de baba olması gerekir. "Koşmazsa Kafkaslı'yı baba (aygır) yaparım" diye düşündüm. Kafkaslı'nın babası kendini ispatlamış bir attı çünkü.

    Tedavisi ne kadar sürdü?
    Bir yıl. Tedavi sürecinde acı hissetmedi. At tedavi edilirken acı hissetmezse iyi koşar. İlaç vermenin dışında ona hafif antrenmanlar yaptırdık. Taylarımı birbiriyle yarıştırıyordum; hep Kafkaslı kazanıyordu. Orada kendisini gösterdi zaten. İlk koşusunda 13 atın arasında birinci oldu. İkinci olan at da benimdi. Eküri bitirdik. İkinci hafta da aynı şekilde.

    Ayağındaki rahatsızlık nüksedebilir mi?
    Başka bir ayağındaki tendonda hafif bir yırtılma var. Şu an koşturmuyoruz. İki ay dinlenecek. İzmir'de koşması gerekiyordu, götürmedim. Kafkaslı zaten kumda ve ıslak çimde iyi koşmuyor. Bu geliştirilemez. Kafkaslı'nın annesi, babası ve orijinindeki diğer atlar çimde iyi koşuyor.

    Kafkaslı'ya aileden birinin binmesi sizin için avantajlı bir durum mu?
    Ona genellikle Selim, Mehmet ve Ömer bindi. En çok da Selim... Selim bence şu an Türkiye'nin bir numaralı jokeyi ve Kafkaslı ona layık. Onun binmesini istiyoruz. Selim, Kafkaslı'nın huyunu daha iyi biliyor.
    Her gün onu çalıştırabiliyor. Başkasının atına sadece yarış günü biniyor ve o gün bir şey elde edemiyor. Kafkaslı'nın neyi niye yaptığını biliyor. "Şunu yaparsam kızmaz. Buna kızar" diyebiliyor. Selim onun hem çalıştırıcısı hem de bakıcısı. Selim'in gelmediği günler onu çalıştıran jokeylere kızdığı oluyor. Mehmet'le Ömer'e de huysuzluk yapıyor.

    "Ödül olarak arada şeker veriyoruz"

    Kafkaslı'nın özel bir diyeti var mı?
    Var tabii. Öğlen 12.00 ve akşam 20.00'de yem veriyoruz. Arpanın içine elma, havuç, maydanoz doğruyoruz. Bal ya da pekmez ekliyoruz. Kivi, muz ve portakal bile veriyoruz. Ödül olarak arada şeker veriyoruz. Kuru kayısıyı çok seviyor. Buğday ve mercimek asla vermeyiz.

    Selim Kaya: "Hayatım boyunca rejimdeyim"

    Selim bey, Kafkaslı ile nasıl bir ilişkiniz var?
    Kafkaslı ile aramızda duygusal bir bağ var. Kafkaslı bir şampiyon ve şampiyonlar hep ilgi ve sevgi ister. Yalnızlığı sevmezler. Geçenlerde hasta oldum ve üç gün buraya gelemedim. Geldiğimde Kafkaslı'yı öpüp "Nasılsın oğlum?" dedim. Beni yanağımdan ısırdı. "Nerelerdesin!" der gibiydi. Ben de duygulandım. Kafkaslı'yla birbirimizi çok iyi tanıyoruz.

    Kafkaslı'ya kaç yıldır biniyorsunuz?
    İki yıldır. İki-üç yarış binemedim, cezalıydım. Kardeşlerim bindi.

    Başka bir jokey binince Kafkaslı yadırgıyor mu?
    İlla ki. Çünkü antrenmanların hepsinde ona ben bindim. Üç ay tımarını yaptım.

    Onun başarısında kendinize hiç pay çıkarmıyor musunuz?
    Çok iyi bir yarış arabasını acemi ya da kabiliyetsiz bir şoföre verirseniz yarışı kaybedebilir. Bu ona benziyor.

    "Bedel ödedik, kan verdik"
    Jokeylerin fazla kilolu olmaması gerekiyor. Hayatınız rejimle mi geçiyor?
    Hayatım boyunca rejimdeyim. Günde bir öğün yemek yiyorum, akşamları. Beyaz et ve salata yiyorum. Ekmek, tatlı hiç yemiyorum. Yemeği de çok severim aslında. Evde çiğköfte ve güveç yapıyorum. Arkadaşlarımı çağırıp onları yerken izliyorum.

    Ne zamandan beri at biniyorsunuz?
    Altı yaşımdan beri. Bizim yörede bir inanç vardır; yeni doğmuş çocuğun göbeği düşünce nereye atarsanız çocuk gelecekte o mesleği seçer. Annem benim göbeğimi ahıra atmış. Çocukluğumdan beri jokey olma dışında bir idealim yoktu. Bir abim vardı. O da jokeydi. Attan düşüp öldü. Buralara gelmek kolay değil. Bir bedel ödedik, kan verdik.

    Bu olay sizi soğutmadı mı?
    Sonuçta bu mücadele içinde ya öleceksin ya da başaracaksın.

    Bu rekabetten hiç sıkılmıyor musunuz? Bazen bırakasınız gelmiyor mu?
    Ben bu işi yapmadan yaşayamam. Öyle bir hastalık işte.

    Çocuğunuz var mı?
    Beş oğlum, bir kızım var.

    Kafkaslı'ya bindiler mi hiç?
    Kafkaslı özeldir, herkes binemez.

    Hiç tehlike atlattınız mı?
    Altı yaşındayken annelik yapan bir ata bindim. Şaha kalktı; hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Dörtnala koştu. Birden korkum gitti. İstiyordum ki at uçsun. O yaşta bir çocuğun o attan düşmemesi bir mucizeydi. Hâlâ bana meleklerin yardım ettiğini düşünüyorum. 1994'te bir attan düştüm. Önümdeki atın ayağı kafama çarptı. Kafatasımda üç çatlak vardı. Üç gün komada kaldım. Bir daha at binemeyeceğimi hiç düşünmedim. Bu olaydan bir ay sonra yarışa katıldım.

    Ayda 40 bin YTL kazanıyorsunuz. Bir kısmıyla eğitime destek verdiğinizi biliyoruz.
    Şu an 25 çocuk okutuyorum.

      Forum Saati C.tesi Kas. 18, 2017 1:43 pm